Éponine Momenceau bu film ile ilk uzun metrajlı filmini çekti, Jacques Audiard ile ilk kez birlikte çalıştı ve ilk Altın Palmiye ödülünü kazandı. Kariyerine harika bir başlangıç yapan bu genç ve yetenekli baş kamera operatörüyle tanışmak istedik... Sanatsal açıdan bu filme nasıl hazırlandınız? Hazırlık çok önemliydi. Jacques Audiard ile film öncesinde çok sohbet ettik. Asya sinemasında renk kullanımı, modern sanat, müzik ve edebiyat hakkında konuştuk. Birçok konuda görüştük, bazen filmle hiç alakası olmayan şeylerden bile konuştuk. Bu aynı zamanda birbirimizi tanımamız, fikir alışverişinde bulunmamız ve film hakkında düşünmemiz için bir fırsattı. Film çekimleri başlamadan önce birbirimizi daha iyi anlamak için farklı sahneler kullanarak çekimler yaptık.
Neden F55 ile çekim yapmaya karar verdiniz? En iyi kolorimetrik rendering sunan, hafif bir kamera arıyordum. Bir noktada F65 ile çekmeyi düşünüyordum ancak çok geçmeden onun çok ağır olduğunu fark ettim. Kamerayı kendim tutup, kısıtlama olmadan istediğim gibi çekim yapabilmek, hem benim için hem de film için önemliydi. Hiçbir karşılaştırma testi gerçekleştirmedik. Karar vermemiz çok kolay oldu. Görüntü kalitesine gelecek olursak F55, bizim çok hoşumuza giden küçük kusurlar üretiyor. Çekim için hangi lensleri kullandınız? Çekim için de yine kendilerine öz kusurları olan yumuşak odaklı lensler kullandık. Cook S3 lensleri, Angénieux 28-76 mm yakınlaştırma lensi ve bazı çekimler için de Angénieux 24-290 mm lens kullandık. Bu karardan çok memnunum. Bu lensler, kameranın oldukça iyi render ettiği gerçekten hoş bir yumuşaklık sağladı. Mitchell filtrelerimiz vardı ama onları çok kullanmadım. Sadece keskinliği dağıtmak için bazen Angénieux'ye taktım ve Cook S3 lenslerle daha iyi kombinasyon sağlamak için kullandım. Hangi formatta çekim yaptınız? Öncelikle düşük geçişli filtre kullanarak 2K'da bazı testler yapıp görüntüyü azaltmaya çalıştık; ancak güçlü ışığın yapaylığa neden olduğunu fark ettim. 4K RAW formatında çektik. Çekimler oldukça güzel geçti ve ilk çekimlerin sayısı çok yüksek değildi. Çekim sayısı, sıraya ve önemlerine göre değişti. Düzenleme aşamasında karar veririz demeden, yavaş bir hızda çekim yaptık. Bazen bir sahnenin çekimini iki denemede tamamladık ve önümüze baktık. İş akışınız nasıldı? Digimage ile çalıştık ve Davinci 2K sisteminde kalibrasyon yaptık. Çekimler sırasında kamerada Digimage'ın geliştirdiği dört LUT kullandım. Böylelikle Kodak 500T filmin sunduğu rendering'i elde edebildim. Bu sayede Jacques Audiard dönüş videosunda son rendering'e yakın, düzgün kontrastlı bir görüntü görebiliyordu. Kalibrasyonun ardından bu LTU'ları otomatik uygulamayı denedik; ancak bazı bölümler veya çekimler için sıfırdan başlamak zorunda kaldık çünkü cilt için aradığım rendering'i bulamadım. Filmin estetiği Bollywood'a mı dayanıyor? Hayır, Bollywood ile alakası yok ama ışık kaynağı sistemlerimi ışık jelleriyle filtreledim. Bir şehirde olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Sahne arka planlarının çoğu biraz gri. Daha çok renk doygunluğuyla çalıştık ve daima görüntünün bir yerinde renkli bir dokunuş bulmaya çalıştık. Setteki dekorasyon bu çalışmaya çok fayda sağladı. Kamera çok iyi, çok başarılı bir şekilde renklerin üstesinden geldi. Renk yönetiminden oldukça memnun kaldım. Bu açıdan ne çekim sırasında ne de kalibrasyon aşamasında nahoş sürprizlerle karşılaşmadım. Cilt rendering'i konusunda nasıl bir performans gösterdi? Hintli insanların cilt rengi çok fazla ışık yansıtıyor, bazen de tam tersi ışığı çok fazla emebiliyor.
Kameranın cildi gerçekten güzel render ettiğini gördüm. Parlaklık açısından sınırları belirlemek ve cildin özünü korumak için ne kadar makyaj gerektiğini öğrenmek amacıyla makyaj testleri yaptık. Çok eğitici bir deneyim oldu. Fotoğrafik film rendering'i için uğraşıyordunuz; ancak süreç içerisinde fotoğrafik film ile çok çalışmış mıydınız? Evet, süreçte çok fazla fotoğrafik film kullandım. Katılma şansı bulduğum son yıllardaki tüm filmler, fotoğrafik film kullanılarak çekildi. Okuldaysa dijital filmler daha popüler. Okuldaki final projemde de fotoğrafik film kullandım. Dijital çektiğim ilk filmlerde biraz endişeliydim çünkü kamera tarafında halledilmesi gereken çok fazla şey olduğunu gördüm. Bu filmde, fotoğrafik filmde çalıştığım gibi çalıştım. Ünitede çalıştım ve sinyalimi Astro'da kontrol ettim. Filmin nostaljik olması için uğraşmıyorduk ve ille de fotoğrafik film rendering'i olsun istemedik. Tek istediğimiz, görüntünün özünü yakalamaktı. Bu benim sürekli olarak aradığım şey. Anodin görüntülerden uzak duruyorum ve görüntülerin özünü seviyorum. F55'i hangi hassasiyet düzeyinde kullandınız? Geceleri ISO 800 kullandık. Çok sayıda gece testi gerçekleştirdik ve ISO 800'ün ötesine geçtiğimizde görüntünün çok kirli, çok gürültülü ve çok kurumlu olduğunu gördük. Öte yandan gündüzleri güçlü ve düşük ışıkta maksimum ton aralığı için ISO 1200 kullandık. Kamera, Hindistan'daki kontrast aralığı boyutlarıyla nasıl baş etti? Hiç sorun yaşamadım. Ön kısmını nötr cam filtrelerle tamamladığım entegre nötr filtreler kullandım. Güçlü ışığı çok fazla engellememeye özen gösterdim; ancak genel olarak kamera Hindistan'daki kontrastla çok iyi baş etti. Kameranın çok güzel bir kontrasta sahip olduğunu düşünüyorum. Ergonomik açıdan bakacak olursak kamera ve vizörü hakkında ne düşünüyorsunuz? Vizör çerçevesi kullanmamın üzerinden çok zaman geçmişti ve F55'teki OLED vizöre çok çabuk alıştım. Mükemmel kamera dengesi sayesinde kadrajlamak çok kolaydı. 4K'da çekim yaptığımız için kameranın arkasına sorunsuzca takılabilen AXS-R5 kayıt cihazını kullandık. Küçük boyutlu lenslerimiz sayesinde el tipi kameranın kullanımı harikaydı. Gelecekteki baş kamera operatörlerine vermek istediğiniz tavsiyeler var mı? Bu zor bir soru oldu! Bunların hepsi olağan bir şekilde hiçbir uyarı olmadan gelişti. Tavsiye verecek olursam kişisel bir konuda çalışmayı denemelerini, ille de diğerlerinin yaptıklarını yapmamalarını ve kendi yollarını bulmalarını öneririm. Emeği geçenler Röportaj: Pierre Souchar